Millet Bahçesi 2 alanında yükselecek olan Anıt Eser için düzenlenen törene vatandaşların yoğun ilgisi dikkat çekti. Siyasetten bürokrasiye, sivil toplum kuruluşlarından gençlere, yaşlılara kadar toplumun birçok kesiminin aynı alanda buluşması, projenin şehirde oluşturduğu heyecanı gözler önüne serdi. Çünkü bu proje, klasik bir belediye yatırımının çok ötesinde; “Düzce nasıl bir şehir olmak istiyor?” sorusuna verilmiş güçlü bir vizyon cevabı niteliği taşıyor.

Bugün Türkiye’nin birçok şehri aynı sorunla yüzleşiyor:
Kimliksizleşme…

Betonlaşan kentlerde insanlar artık sadece yol, bina ve kavşak görmek istemiyor. İnsanlar aidiyet hissi arıyor. Meydan kültürü, şehir ruhu, geçmişle bağ kurabilen yaşam alanları görmek istiyor. İşte Anıt Eser Projesi tam da bu noktada önem kazanıyor. 5 bin 500 metrekarelik alan üzerine kurulacak proje; meydanları, yeşil alanları, sosyal yaşam bölümleri ve kültürel detaylarıyla yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da hafızasında yer edecek yaşayan bir merkez olmayı hedefliyor.

Üstelik proje yalnızca tek bir yapıdan ibaret değil. Mevcut Millet Bahçesi’nin Yeşil Yol bağlantısıyla bu alana entegre edilmesi, 15 Temmuz Şehitler Parkı’nın projeye dahil edilmesiyle birlikte bölgenin dev bir yaşam koridoruna dönüşmesi planlanıyor. Bu da Düzce’nin şehircilik anlayışında artık “nefes alan şehir” modeline yöneldiğini gösteriyor.

Törende konuşan Düzce Valisi Mehmet Makas’ın,
“Şehirler kimlikleriyle yaşar”
sözü aslında projenin en net özeti gibiydi.

Çünkü şehirleri güçlü yapan şey yalnızca yüksek binalar ya da geniş yollar değildir. Şehirleri güçlü yapan; insanına hissettirdiği ruh, bıraktığı iz ve oluşturduğu ortak hafızadır. Düzce ise son yıllarda özellikle meydan düzenlemeleri, sosyal alanlar, turizm yatırımları ve kültürel projelerle bu ruhu yeniden ayağa kaldırmaya çalışan şehirlerden biri haline geldi.

Başkan Dr. Faruk Özlü’nün törende verdiği mesajlar da dikkat çekiciydi. Özlü’nün,
“İş yapmak budur, biz işimizin başındayız”
çıkışı, yalnızca siyasi bir söylem değil; Düzce’de son dönemde peş peşe başlayan büyük ölçekli yatırımların da özeti niteliğindeydi.

Özellikle Konuralp Antik Tiyatrosu restorasyonu için ayrılan 350 milyon TL ve müze projesi için sağlanan 750 milyon TL’lik kaynak açıklaması, Düzce’nin artık sadece büyüyen değil; kültür ve turizm ekseninde dönüşen bir şehir olma yoluna girdiğini gösteriyor. Bu projeler tamamlandığında Düzce’nin yalnızca Karadeniz’in geçiş noktalarından biri değil, aynı zamanda kültürel destinasyonlarından biri olması hedefleniyor.

Törenin en duygusal anlarından biri ise Türkistan’dan gelen anlamlı hediye oldu. Türkmen Halı Devlet Kurumu tarafından Anıt Eser’e hediye edilen özel Türkmen halısı, projeye yalnızca estetik değil; tarihi ve kültürel bir derinlik de kazandırdı. Bu anlamlı detay, Düzce’nin sadece yerel değerlerle değil, Türk dünyasıyla kurduğu gönül bağını da simgeleyen güçlü bir mesaj olarak değerlendirildi.

Tören alanında yükselen vinçler, atılan beton ve yapılan konuşmaların ötesinde aslında başka bir şey vardı:
Bir şehrin geleceğe bırakmak istediği hikâye…

Çünkü bazı projeler yalnızca bugünü kurtarmak için yapılmaz.
Bazı projeler, yıllar sonra bile o şehrin karakterini anlatır.

Düzce’de atılan bu temel de tam olarak bunu anlatıyor.

Çünkü bazı eserler yükselirken yalnızca taş üstüne taş konulmaz…
Bir şehrin hafızası, ruhu ve yarına bırakacağı hikâye de inşa edilir.